İstanbul’un En Kozmopolit Semti

İstanbul’un En Kozmopolit Semti

Anlatmakla bitmeyecek bir yer Beyoğlu. Farklı tarzı ve özgün yapısıyla her dönem her nesli kendine hayran bırakmıştır. Ben GZT Seyahat Editörü Recep Tayyip Çelik ve sizinle birlikte Instagram üzerinden interaktif olarak tarihe tanıklık eden Beyoğlu’nu gezdik. Haydi, şimdi o gezinin özetini okuyalım…

Her Cumartesi, “İstanbul’da yaşıyoruz ama İstanbul’u tam anlamıyla tanıyor muyuz?” sorusuyla yola çıkıyoruz. Bu sorunun cevabını hem kendimize, hem İstanbullulara hem de siz değerli takipçilerimize vermiş oluyoruz. Açıkçası detaylı gezmeden önce Beyoğlu hakkında bu kadar bilgiye sahip değildim. Şimdi hazırsanız bu eşsiz semti birlikte daha yakından tanıyalım.

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Cumhuriyet Anıtı’na geldik ve 30 duraklı gezimiz başlamış oldu. Taksim Meydanı’nda bulunan anıt, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’ya yaptırılmıştır. Daha sonra iki genç Türk; Hadi Bey ve Sabiha Hanım’ın yardımlarıyla, anıt 1928’de tamamlanmıştır. Anıt hem yerel hem yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekiyor, gittiğinizde fotoğraf çekilen bir kalabalık görme olasılığınız çok yüksek.

Su Taksimi Binası

İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren bu binada bölge ile ilgili broşürler bulabilir ve nazik çalışanlardan tarihi yapıya dair bilgi alabilirsiniz. Bina, Osmanlı döneminde çevre civarlara su götürebilmek amacıyla yapılmıştır. Ziyaret eden herkese Hamidiye su ikram ediliyor.

Fransız Konsolosluğu

1869 yılında inşa edilen bu yapı, Fransa Büyükelçisi’nin İstanbul rezidansı olarak da biliniyor. İstiklal Caddesi’nde her daim bir grup insanın başka bir grup insanı beklediği buluşma mekânıdır burası. Kütüphanesi ve kafesi ile tam bir Fransız havası yansıtır. Ayrıca bahar aylarında bu yapının bahçesini kesinlikle görmelisiniz.

Art Nouveau Binalar

Mısır, Frej, Kamondo gibi binaların tasarımında kullanılan bu sanat, daha ilk baktığınızda kendine hayran bırakıyor. Beyoğlu’nda art nouveau tarzında inşa edilmiş, daha doğrusu ilmek ilmek dokunmuş 7 bina var. Bu binaların çoğu 1800’lü yıllarda yapılmış ve içinde birçok ünlüyü ağırlamıştır.

Karakaş Binası

1900 yılında inşa edilen beş katlı tarihi apartmanın asıl adı Ragıp Paşa Apartmanı. Mimarı Mimar Aram Karakaş olan bu yapı caddenin köşelerinden birini tutuyor ve art-nouveau tarzında inşa edilmiş. Dikkatli bakarsanız binanın her katındaki pencereler farklı ve hepsi de büyüleyici geometrik süslemelere sahiptir.

Alkazar Sineması

Burası Beyoğlu’nun en eski sinemalarından biridir. 1923’ten bu yana kısa aralıklılarla kapalı kalan bu sinema 1994 yılından bu yana estetik kaygı ile çekilen filmleri izleyiciyle buluşturmuştur. 2010 yılında tekrar kapatılan bu tarihi sinemanın devamlı izleyicileri büyük bir üzüntü duymuşlardır. Zamanın film endüstrisi bu tarihi sinemanın kapatılmasına dayanak olarak gösterilmiştir.

Grand Pera

Yıkılan emek sinemasının yerine yapılmış büyük bir alışveriş merkezi. Bu projenin, İstiklal Caddesi’nin kültür mirasına aykırı olduğu yıllardır konuşulan bir mesele. Sinemaya gidebileceğiniz ve arkadaşlarınızla kahve içeceğiniz bir yer olmasının yanı sıra girişi oldukça ihtişamlı. Mekânda bulunan ışıklandırma ve dekorasyondan gözleriniz kamaşabilir şimdiden hazırlıklı olmanızı öneririz.

Yunan Konsolosluğu

İstiklal Caddesi’nde bir kez yürüdüyseniz bu görkemli bina dikkatinizi çekmiştir. Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu’nun 2 binası var. Binada tüm konsolosluk hizmetleri verilmekte ve bu bina da bir de kilise bulunmaktadır.

Atlas Pasajı

Pasaja girdiğiniz anda yakılmış tütsü kokularıyla bezenmiş havası karşılıyor sizi. İçeride birbirinden güzel mozaikler ve çeşit çeşit dükkânın bulunduğu bu pasaj, müziği ile de oldukça ünlüdür. Pasajın ziyaretçileri genelde burayı evlerine benzetirler, gerçekten oldukça samimi bir havası var.

Tokatlıyan Otel

19 Nisan 1954’te çıkan yangınla İstanbul’daki en büyük ahşap bina olma özelliğini kaybeden bu otelin yerine bugünkü Tarabya oteli inşa edilmiştir. Restoran ve kafesiyle ünlü olan tarihi yapı Tokatlıyan Pasajı olarak da bilinmektedir.

Çiçek Pasajı

1870 yılında gerçekleşen büyük Beyoğlu yangınında, Naum Tiyatrosu yanarak yıkılmış ve yerine Çiçek Pasajı inşa edilmiştir. 1876 yılında inşa edilen pasaj eski ve hala muhteşem kalmış görüntüsü ile görenleri kendine hayran bırakıyor.

Üç Horan Kilisesi

Gegoryen ermeni kiliselerinin merkezi olan bu kilise Çiçek Pasajı’nın hemen yanında bulunan sevimli bir yapıdır. Ara Güler’in cenaze töreni bu kilisede yapılmıştır.

Avrupa Pasajı

İlk durağımız olan Avrupa pasajı İngiliz Konsolosluğu’nun hemen karşısında. Eskiden içinde her türlü şey satılıyormuş ama günümüzde çoğunlukla antika eşyalar satılıyor. Bu arada pasaj, “geçiş” demektir ve dikkatinizi çektiyse pasajlar sokakları birbirine bağlar.

Galatasaray Lisesi

Lisenin diğer adı: Mektebi Sultani yani Sultanların Mektebi demektir. Bir kaza sonucu çıkan yangın binayı tahrip ediyor. Restore edilen bina 19. yüzyıl mimarisini taşımaktadır. Ziyarete kapalı olan bu yapı önceleri tıbbiye olarak kullanılıyormuş. Lise eğitim dilinin Fransızca olmasıyla Batı’ya açılan ilk kapı olarak 1868 yılında eğitim vermeye başlamış.

Meşrutiyet Caddesi

Görkemli İngiliz Konsolosluğu’nun bulunduğu cadde burası. Sent Antuan Kilisesi’nden başlayıp, Şişhane metrosunda biten bu cadde İstiklal Caddesi’ni bir kısmını oluşturmaktadır.

Hazzo Pulo Pasajı

Beyoğlu’nun tarih kokan pasajlarından biri burası. Eskiden burada fotoğrafçıların ustası Ara Güler’in dükkânı varmış. Ayrıca zamansız tasarımcı olarak bilinen Madam Katia’nın da sevimli bir şapka dükkânı var. Ziyaret etmenizi öneririm.

Mısır Apartmanı

İstanbul’daki en güzel apartmanlardan birisi burası. Mısır asıllı Hidiv ailesi tarafından yaptırılmış. Mükemmel mimarisi ve hem şık hem sade duruşuyla oldukça dikkat çekici.

St. Antuan Kilisesi

İstanbul’un en büyük Katolik kilisesi. Yapının bulunduğu yerde daha önce Concordia adlı bir eğlence mekânının yer aldığı, mekânın daha sonralarda tiyatroya dönüştürüldüğü ve 1886 yılında Cafe Concert adını aldığı bilinmektedir.

İstiklal Caddesi

Namı diğer Cadde-i Kebir. Doğu Akdeniz’de ticaretle uğraşan Levantenler İstiklal Caddesi’ne Cadde-i Kebir demiştir. Daha sonra 1927 yılında Osman Nuri Bey maksemin üzerinden Cadde-i Kebir tabelasını söküp İstiklal Caddesi’nin tabelasını çakmıştır ve bu tarihten sonra caddenin adı artık İstiklal Caddesi olmuştur. İstiklal Caddesi İstanbul’un en kalabalık ve en renkli caddesidir. Günde 2 milyon insanın akınına uğrayan bu caddeyi sakin görmeniz neredeyse imkânsız.

Tünel Meydanı

1863’te kullanılmaya başlayan Londra metrosundan on iki yıl sonra hizmete giren Tünel Metrosu dünyanın en eski ikinci metrosudur. Tünel, 2019 yılı itibariyle tam 144 yaşında. 1875 tarihinde, yerli ve yabancı çok sayıda seçkin davetlinin katıldığı törenle hizmete açılan ahşap vagonlu ve buharlı Tünel, 1971 yılında elektrikli hale getirildi. Karaköy ile Beyoğlu arasındaki mesafeyi 90 saniyede alan Tünel, günde ortalama 200 sefer yapıyor.

Tünel Türk mirasının en nadide parçalarından birisi, Tünel Meydanı’ndan geçip de duygulanmayan yoktur diye tahmin ediyoruz.

Neve Şalom Sinagogu

Yahudi Toplumu’nun İstanbul’daki en büyük ibadethanesidir. Bu arada “Neve Şalom” “Barış Vahası” demektir. Beyoğlu’nda bulunan bu görkemli sinagog Türk Yahudiler için de ayrıca bir önem arz ediyor. Şu an gördüğümüz sinagogun yapımı 1951 yılında tamamlanmış ve bir Pazar sabahı açılışı yapılmıştır. Ancak bir sorun daha vardır. Sinagogun önünü bir bina kapatmaktadır ve sinagog İstiklal Caddesi’nden görülmüyordur. Neve Şalom Sinagogu’nun bu caddeye cephesinin açılması ancak önündeki binanın 1960 yılında yıkılmasıyla tamamlanmıştır.

Galata Kulesi

Bizanslıların Büyük Burç, Cenevizliler ’in İsa Kulesi dedikleri kulenin adının Yunanca ’da “süt” anlamına gelen “gala” kelimesinden türetildiğine inanılıyor. 1874 yılından itibaren kentte çıkan yangınları haber vermek için kullanılmaya başlanan kule, Osmanlı egemenliğinde geçirdiği dönem boyunca periyodik olarak onarılmış. Yapıya verilen bu önemin kaynağını, konumu nedeniyle kentin tamamını gözlemleme şansı tanımasının payı büyük. Galata Kulesi’ne günümüzdeki görünümünü kazandıran çalışmalar, II. Mahmut döneminde gerçekleştirilmiş. Çevresi daima kalabalık olan yapı, turizme 1967 yılında kazandırılmış. Yerli ve yabancı gezginlerin uğrak noktası olan kulenin çevresinde bu tarihten itibaren çok sayıda alışveriş ve yeme-içme mekânı açılmış.

Doğan Apartmanı

Öncelikle şunu söylemek isteriz ki bu yapı apartman kelimesini hak etmiyor. Muhteşem bir mimari ile tasarlanmış olan bu yapının avlusu ve terası da gözlerimizi kamaştırdı. Türk reklamlarının ve filmlerinin uğrak noktası olan bu apartman aslında Belçikalı bir banker aile için yapılmış. Duyun-u Umumiye zamanında ne kadar önemli banker varsa burada ikamet etmişlerdi.

Ve bu uzun aynı zamanda kültür dolu gezimizin sonuna geldik. Başta da dediğim gibi çoğumuz İstanbul’da yaşıyoruz ama İstanbul’u tanımıyoruz. Beyoğlu gerçekten her metrekaresinde kültürü ve eskiyi hatırlatacak mimariye sahip. Bu mimarinin ve kültürün korunmasını, ticari emellere alet edilmemesini temenni ediyoruz. Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere, bizimle kalın…

Sevgiler,
Recep

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
1 kullanıcı tepki verdi
Seyyah, Öğrenci, İçerik Üreticisi
Bunlar da ilginizi çekebilir
Benzer yazıları okuyabilirsiniz.
 
İstanbulluların Tatil Merkezi: Şile
  • 11 HAZİRAN 2019
  • 278 görüntülenme
 
Ramazan Geldi Eyüp Sultan Şenlendi!
  • 6 MAYIS 2019
  • 346 görüntülenme
0 Yorum
Yorumları okuyabilir ve cevaplayabilirsiniz.

Yorum Yazın
E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlendi.